Müşterinin umrunda olmadığımızı yazmıştım. Kim olduğumuz ve neyi, neden yaptığımız kullanıcıların umrunda değil.
“Kendimiz için yaptıklarımız bizimle ölür. Diğerleri ve dünya için yaptıklarımız kalıcı ve ölümsüzdür” - Mason Albert Pike
Şirketin çekirdek değer‘ine karar verin, misyonunuzu belirleyin. Girişiminizin “diğerleri” için ne yaptığını bilirseniz, kalıcı bir şirket kurmak için ilk adımı atmış olabilirsiniz.
Kalbiniz girişiminiz için atıyor, X.com ile yatıp kalkıyorsanız, bir şeyleri değiştirebilirsiniz. Girişiminiz sizin de işinize yaramalı, ama kendiniz için yaptığınız bir iş olmamalı.
İşe yarayan girişim, hedef kitlesi için hayatı kolaylaştıran, renklendiren, iyileştiren, bazen bir acıyı dindiren, bazen beklenmedik mutluluklar yaratan girişimdir.
Girişiminiz ne işe yarıyor?
Girişimcilik kategorisinde yayınlandıBu yazıya ilk yorumu siz yapın.
Son yazımda 2012 yılında Şirketçe ve az sayıdaki başka operasyonlarımız dışında kalan konulardan çıkacağımızı aktarmıştım. Tek bir girişim ile uğraşma heyecanını yeniden yaşamak için attığımız ilk adımlar şunlar:
BerilTech, 2012 yılından itibaren Şirketçe dışında sadece sayısal ürünler (alan adı, sertifika, e-mail, hosting vb.) satışı yapan projeleriyle çalışma hayatını sürdürecek.
Girişimcilik kategorisinde yayınlandıBu yazıya 6 yorum yapılmış.
Geçen yıl, “başarı başarısızlığı kapsar” demiş; başarısızlık ve hataların da girişimcilere yol gösterebileceğinden bahsetmiştim.
BerilTech bugüne kadar bir çok başarılı proje yaptı ve bazılarını satarak iyi bir sermaye girişi sağladı.
10 yıllık geçmişimiz boyunca, hiç yatırım almadan bir çok başarılı dot-com ve çalışan iş modelleri yarattık.
Ancak, son iki yılda, “odaklanma”nın gücünü unuttuk. Yonlendir’de, Mail-TR servisinde, Blogcu ve Şirketçe’de büyüme ve başarıyı getiren dinamiklerden uzaklaştık.
Biraz internetin doğası gereği, biraz da yeni iş alanlarının yarattığı heyecanlarla gücümüzü dağıttık.
Daha fazla kazanma amacıyla değil ama; yepyeni projelerin heyecanıyla, severek ve inanarak yaptığımız Şirketçe dışında, irili ufaklı bir çok siteye iş modelleri yaratmaya giriştik.
Ölümcü hata: ana iş modellerine odaklanmayı bıraktık.
Finansal kaynaklar, altyapı ve teknik kaynakların yeterli olduğu yerde, zamanın yetmeyeceğini; zaman yaratsak bile “motivasyonun” ölçeklenebilen bir kavram olmadığı gerçeğini ihmal ettik. Çekirdek değer tasarımına göre değil, elimizde var olan kaynaklara göre iş modelleri geliştirmeye başladığımızı fark edemedik.
Bu hatadan çıkardığımız dersleri daha sonra ayrıntılı olarak yazacağım.
2012
Bu gelişmeler doğrultusunda, tüm kaynaklarımız ve enerjimizle, B2B arama motoru ve ticaret pazaryeri olarak 5 yıldır yaptığımız Şirketçe’ye ve semantik teknolojilere odaklanmaya, bunun dışındaki az sayıda operasyonumuz dışında kalan alanlardan çıkmaya karar verdik.
Bu kararı uygulamanın zor olduğunun farkındayım.
Bu yazıya 2 yorum yapılmış.
İster İnternet’ten abonelik satın, ister pişirdiğiniz kahveyi… Müşterinizin işine yarayan, seveceği ürünü geliştiriyor ve uygun fiyatla, doğru şekilde sunuyorsanız, başarırsınız.
Müşterinin neye ihtiyacı olduğu ve nelerden hoşlandığı, bilmeniz gereken; servis kaliteniz ve müşteri memnuniyeti de sürekli ölçmeniz gereken parametrelerin başında geliyor.
Bu konularda bilgi kaynağı çok.
Özellikle internet girişimleri için pazarlama çalışmalarını yaparken müşterinin neyle ilgilenmediğine de dikkat etmek gerekiyor.
Müşteri ürünle ilgilenir.
Egonuzu müşterinizin gündeminden çıkarın.
Daha sonra: kurumsal ego
Girişimcilik, İş modeli kategorisinde yayınlandıBu yazıya bir yorum yapılmış.
Bu sabah tesafüden eski bir ajandamda, internetle ilgili ilk iş planımı buldum
İkinci sınıfta bir üniversite öğrencisi için hayli iddialı bir proje:
ODTÜ’den 64 KBps bir X.25 bağlantı satın alıp, internete bağlanmak isteyen şirketlere satıyorum
Farkında değilim ama, Türkiye’nin ilk ISP’lerinden birini kurmayı planlıyorum!

İki-üç yıl sonra olağan bir iş modeli olacak olan bu fikir, o zaman oldukça çılgın bir fantezi. Çok zaman geçtiğinden, fazla ayrıntı hatırlamıyorum, ama, henüz sayılı devlet kurumu dışında internete erişebilen pek kimse olmadığından,
Boyumu kat kat aşan bu proje, sermaye, yatırımcı, internetin ne olduğunu bilen müşteri de olmadığından, suç ortağı da bulamadığımdan, olmadı tabii ki.
Ama projenin peşini bırakmadığımı çok iyi hatırlıyorum. Türkiye’de henüz router vs. satan ilk şirket olan BİMEL ‘in patronu Ender Kefoğlu ile tanışmama vesile olan fikir ve iş planı buydu.
Uzun bir sürecin ardından, projeye olan inancımı gören Ender bey, BİMEL bünyesinde henüz başlayan bi.net projesinde çalışmamı teklif etti. Rüyamda bile göremeyeceğim bir ofisim ve süper bir bilgisayarım oldu, bir çok mühendis ağabey ve ablanın olduğu bir takıma katıldım. Sonraki bir yıl boyunca Türkiye’nin ilk ISP’lerinden birinin kuruluşu sürecinde aktif bir şekilde çalıştım. Şirket içi eğitimler verdim, bi.Net’in kurumsal kimliğini oluşturup web sitesini ayırdık, şirketlere internet bağlantıları sattık, sitelerini tasarladık ve email servislerini geliştirdik.
Daha yirmi yaşındayken, Türkiye’nin ilk internet şirketlerinden birinde ve perdenin arka tarafındaydım.
Üniversite eğitimimin tam da bu dönemde aksamaya başladığı ve sonra okulu 2 yıl uzattığımı da söylemeliyim. Bir yıl kadar part-time çalıştıktan sonra, okulumu daha fazla aksatmamak için Bimel’den ayrıldım. Ayrıldığımda Bi.net Türkiye’deki sayılı internet sağlayıcılardan biri olmak üzereydi.
Aldığım maaşlar dışında bu projeden hiç para kazanamadım
Ama, BİMEL sayesinde eriştiğim imkanların katkıları, kazandığım paradan çok daha fazla oldu.
Sanırım:
İyi bir fikrinizin olması, başkalarının da aynı fırsatı görmediği anlamına gelmiyor.
İyi bir fikriniz olması, sadece fikrinizi planladığınız şekilde uygulayarak başarıya ulaşacağınız anlamına gelmiyor.
İyi bir fikrinizin olması, doğru zaman ve koşullar olmadan başarılı olmanızı sağlamıyor.
Zamanın ötesinden ilginç notlar:
Herkese iyi yıllar
Bu yazıya 6 yorum yapılmış.